Demokratik Sağlık Sen Genel Başkanı Togan Demircan, İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde patlak veren ‘Saadet Zinciri’ skandalı hakkında konuştu.
Bazı hastane yöneticilerinin görev ve yetkisini kullanarak altında çalışan sağlık personellerini ve şirket işçilerini saadet zincirine dahil etmesi, bununla ilgili WhatsApp grupları kurulması gibi önemli iddiaların yer aldığı soruşturmanın özellikle sağlık camiasında çok ses getirdiğini anlatan Demircan, “Kendi tarlasında ürettiği zeytin yağını satan sağlık çalışanına “kademe ilerlemesi cezası” verildi. Saadet zinciri kurup, zorla temsilcilik verip, alt kadrolarını baskı ile sistem içerisine alan idarecilere yönelik de önemli iddialar var. Hz. Ömer Adaleti herkese uygulanmalı!
El bileğine çekiçle vurulan hemşire. Bakalım hemşire hanıma “Ömer’in adaleti işletilecek mi”… Başka tuvaletim yok denilen kaç sağlık çalışanına inceleme başlatılacak?
Amirini adil olmadığı ve taraflı davrandığı için şikayet eden kaç sağlık çalışanının şikayeti aynı amire gönderilecek? Nasıl bir ilişki varsa birileri birilerini en üst seviyeden koruyor, kamufile ediyor. Bu insanlar yaşadıkları zulmü, haksızlığı, çağımızın idareci hastalığı mobbing uygulamalarına maruz kaldıklarında dertlerini kime anlatacaklar, zimmet suçu işlemiş 7 ay 23 gün hapis cezası almış bir çalışanınızı uyarı cezası ile cezalandırıp bir diğerine personel takip kartını basmadın diye kınama cezası ile tecziye edemezsiniz. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Bir başka konumuz malum devlet memurunun almış olduğu bir ceza yoksa alt ceza verilir zaman zaman da teşekkür belgesi varsa dosyasında bu baz alınarak ya ceza verilmez veya yine alt ceza verilir.
İncelemeciye bakar mısınız; Koca Türkiye Cumhuriyet Sağlık Bakanı covid döneminde tüm sağlık çalışanlarına belge değil teşekkür mektubu yazdı daha ne yapsın, neden bunu bir belge olarak kabul etmiyorsunuz? Haberiniz yok veya aklınıza gelmiyor veya kötü niyetlisiniz o cezayı vereceksiniz.
Hiç kanıtınız yok, “hasıl oldu” diyerek insanların devlet memurluğundan çıkarılmasını teklif ediyorsunuz vallahi vicdanınız kurumuş, billahi vicdanınız kurumuş.
Gerek sağlık bakanlığı gerekse aile ve sosyal hizmetler bakanlığı ve gerekse de yök bağlı kuruluşlarının idarecilerine sesleniyorum insanların hakkına girmeyin, incelemeci arkadaşlarınızın hakkaniyet ölçüsünde, yasalar nezdinde karar vermelerini isteyin eğer veremiyorlarsa abuk subuk taleplerinin hayat bulmasına müsaade etmeyin, oldukça zor koşullarda görev yapan sağlık sosyal hizmet çalışanlarının ağır çalışma koşullarını daha da ağırlaştırmayın “Ömer’in adaletini” sağlayamıyorsanız, “Sezar’ın hakkını Sezar’a verin.”
Burada bir sorun var, idareler Devlet Memurları Kanunu 125 maddeyi çalışanların sırtında sopa gibi kullanıyor, incelemeler hakkaniyetle yapılmıyor, çoğu zaman yersiz veya çok ağır cezalar Yüksek Disiplin Kurulu veya Mahkemelerden döneceği biline biline takdir hakkı kullanılarak veriliyor.
İncir çekirdeğini doldurmayacak konularda açılan soruşturmalar, bitmeyen incelemeler, sonuçlanan ancak muhatabına tebliğ edilmeyen konular…
Sistem çok ciddi bir şekilde sos veriyor çalışan, üreten, katma değer sunan personele cezalar veriliyor, usul hataları ile dolu dosyalar üzerinden hatrı sayılır cezalar, hukuk dışı kararlar veriliyor. Evvelce çağrıda bulunduk bu çağrımızı yineliyoruz, ben yaptım oldu mantığı ile 125. madde esaslarına aykırı veya yönetmelik, genelge hükümlerine aykırı bir şekilde ceza veren ve mahkeme tarafından bozulan kararlarda mahkeme masrafları o haksız cezayı veren idareden tahsil edilsin, yöneticisi hakkında da görevi kötüye kullanmadan idari işlem yapılsın.
Yakın zamanda covid döneminde kullandırılmayan izinlerin kullandırılmasını talep eden aile bakanlığı çalışanlarına idareleri tarafından ret cevabı verildi. İnsanları on beş gün 24 saat esası ile çalıştırıp, izin veya ücretini ödememek ne insanlıkla, ne de kanunlarımızla bağdaşır.
Ama yüce müdür böyle uygun görüyor… Yargıya taşıdığımız bu konuda üyelerimizi haklı bulan ilk derece mahkeme, ardından Bölge Adliye Mahkemesi kararı onayarak tescil etti. Sadece bir tesiste altı dava açtık ve kurum yaklaşık 250 bin lira vekâlet ücreti ödemek durumunda kaldı. Müdürün egosu yüzünden kurumun kasasından bu tutar sendika avukatının kasasına girdi. Şimdi bu dava konusu müdürün üst amiri incelese kamu zararına neden olduğu için müdüre bu parayı rücu etse, hangi idareci bile isteye hukuka aykırı bir belgeye imza atacak? Sorumsuzluklarının hesabı sorulmadığı sürece bu şekilde devam edecekler…
Aynı hastanede aynı şartlarda iki hekim bir tanesi kendisini aylık 20+ puana kodlamış ne artıyor ne eksiliyor, diğeri canla başla çalışıyor aylık 50+ puana çıkıyor incelemeci demiyor ki “klinik bazda bu nasıl olur, aynı şartlarda bu fark nasıl oluşur” demiyor ne diyor biliyor musunuz? “50+ puan yapan hekime hayatın olağan akışına uygun değil” diyor ve kademe ilerlemesi cezası teklif ediyor. Bomboş bir dosya, hayatın olağan akışına aykırı bir dosya. (BSHA / Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)
Kendi Tarlasında Ürettiği Zeytinyağını Satan Sağlıkçıya ‘Kademe İlerleme Cezası’ Verildi ! Hz. Ömer Adalete Herkese Uygulanmalı!
Bazı hastane yöneticilerinin görev ve yetkisini kullanarak altında çalışan sağlık personellerini ve şirket işçilerini saadet zincirine dahil etmesi, bununla ilgili WhatsApp grupları kurulması gibi önemli iddiaların yer aldığı soruşturmanın özellikle sağlık camiasında çok ses getirdiğini anlatan Demircan, “Kendi tarlasında ürettiği zeytin yağını satan sağlık çalışanına “kademe ilerlemesi cezası” verildi. Saadet zinciri kurup, zorla temsilcilik verip, alt kadrolarını baskı ile sistem içerisine alan idarecilere yönelik de önemli iddialar var. Hz. Ömer Adaleti herkese uygulanmalı!
Eline Çekiçle Vurulan Hemşire…
El bileğine çekiçle vurulan hemşire. Bakalım hemşire hanıma “Ömer’in adaleti işletilecek mi”… Başka tuvaletim yok denilen kaç sağlık çalışanına inceleme başlatılacak?
Amirini adil olmadığı ve taraflı davrandığı için şikayet eden kaç sağlık çalışanının şikayeti aynı amire gönderilecek? Nasıl bir ilişki varsa birileri birilerini en üst seviyeden koruyor, kamufile ediyor. Bu insanlar yaşadıkları zulmü, haksızlığı, çağımızın idareci hastalığı mobbing uygulamalarına maruz kaldıklarında dertlerini kime anlatacaklar, zimmet suçu işlemiş 7 ay 23 gün hapis cezası almış bir çalışanınızı uyarı cezası ile cezalandırıp bir diğerine personel takip kartını basmadın diye kınama cezası ile tecziye edemezsiniz. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Bir başka konumuz malum devlet memurunun almış olduğu bir ceza yoksa alt ceza verilir zaman zaman da teşekkür belgesi varsa dosyasında bu baz alınarak ya ceza verilmez veya yine alt ceza verilir.
İncelemeciye bakar mısınız; Koca Türkiye Cumhuriyet Sağlık Bakanı covid döneminde tüm sağlık çalışanlarına belge değil teşekkür mektubu yazdı daha ne yapsın, neden bunu bir belge olarak kabul etmiyorsunuz? Haberiniz yok veya aklınıza gelmiyor veya kötü niyetlisiniz o cezayı vereceksiniz.
Hiç kanıtınız yok, “hasıl oldu” diyerek insanların devlet memurluğundan çıkarılmasını teklif ediyorsunuz vallahi vicdanınız kurumuş, billahi vicdanınız kurumuş.
Gerek sağlık bakanlığı gerekse aile ve sosyal hizmetler bakanlığı ve gerekse de yök bağlı kuruluşlarının idarecilerine sesleniyorum insanların hakkına girmeyin, incelemeci arkadaşlarınızın hakkaniyet ölçüsünde, yasalar nezdinde karar vermelerini isteyin eğer veremiyorlarsa abuk subuk taleplerinin hayat bulmasına müsaade etmeyin, oldukça zor koşullarda görev yapan sağlık sosyal hizmet çalışanlarının ağır çalışma koşullarını daha da ağırlaştırmayın “Ömer’in adaletini” sağlayamıyorsanız, “Sezar’ın hakkını Sezar’a verin.”
Burada bir sorun var, idareler Devlet Memurları Kanunu 125 maddeyi çalışanların sırtında sopa gibi kullanıyor, incelemeler hakkaniyetle yapılmıyor, çoğu zaman yersiz veya çok ağır cezalar Yüksek Disiplin Kurulu veya Mahkemelerden döneceği biline biline takdir hakkı kullanılarak veriliyor.
İncir Çekirdeğini Doldurmayacak Soruşturmalar…
İncir çekirdeğini doldurmayacak konularda açılan soruşturmalar, bitmeyen incelemeler, sonuçlanan ancak muhatabına tebliğ edilmeyen konular…
Sistem çok ciddi bir şekilde sos veriyor çalışan, üreten, katma değer sunan personele cezalar veriliyor, usul hataları ile dolu dosyalar üzerinden hatrı sayılır cezalar, hukuk dışı kararlar veriliyor. Evvelce çağrıda bulunduk bu çağrımızı yineliyoruz, ben yaptım oldu mantığı ile 125. madde esaslarına aykırı veya yönetmelik, genelge hükümlerine aykırı bir şekilde ceza veren ve mahkeme tarafından bozulan kararlarda mahkeme masrafları o haksız cezayı veren idareden tahsil edilsin, yöneticisi hakkında da görevi kötüye kullanmadan idari işlem yapılsın.
Yakın zamanda covid döneminde kullandırılmayan izinlerin kullandırılmasını talep eden aile bakanlığı çalışanlarına idareleri tarafından ret cevabı verildi. İnsanları on beş gün 24 saat esası ile çalıştırıp, izin veya ücretini ödememek ne insanlıkla, ne de kanunlarımızla bağdaşır.
Ama yüce müdür böyle uygun görüyor… Yargıya taşıdığımız bu konuda üyelerimizi haklı bulan ilk derece mahkeme, ardından Bölge Adliye Mahkemesi kararı onayarak tescil etti. Sadece bir tesiste altı dava açtık ve kurum yaklaşık 250 bin lira vekâlet ücreti ödemek durumunda kaldı. Müdürün egosu yüzünden kurumun kasasından bu tutar sendika avukatının kasasına girdi. Şimdi bu dava konusu müdürün üst amiri incelese kamu zararına neden olduğu için müdüre bu parayı rücu etse, hangi idareci bile isteye hukuka aykırı bir belgeye imza atacak? Sorumsuzluklarının hesabı sorulmadığı sürece bu şekilde devam edecekler…
“Soruşturmanın salahiyeti açısından” bunu duyduğunuz an arkanıza bakmayın, kaçın… belli sizi üzecekler.
Aynı hastanede aynı şartlarda iki hekim bir tanesi kendisini aylık 20+ puana kodlamış ne artıyor ne eksiliyor, diğeri canla başla çalışıyor aylık 50+ puana çıkıyor incelemeci demiyor ki “klinik bazda bu nasıl olur, aynı şartlarda bu fark nasıl oluşur” demiyor ne diyor biliyor musunuz? “50+ puan yapan hekime hayatın olağan akışına uygun değil” diyor ve kademe ilerlemesi cezası teklif ediyor. Bomboş bir dosya, hayatın olağan akışına aykırı bir dosya. (BSHA / Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)
Eğitim Gündemi
Sağlık Gündemi
Türkiye Gündemi
Haber